AZİZENİN GÜNLÜĞÜ 12

Spread the love
Reklamlar

AZİZENİN GÜNLÜĞÜ 12

Sessizce yapılan bir sabah kahvaltısının ardından herkes kendi iç dünyasında işlerine koyulmuştu. Annem kahvaltı masasını toparlarken babamla birlikte muayenehaneye gitmek için hazırlanmaya başlamıştık. Bir yandan saçlarımı tararken bir yandan da kendi kendime konuşuyordum. Nedense bugün kötü hissediyordum. Korkuyordum. Sanki her an biri gelip kötü bir haber verecekmiş gibi hissediyordum. Günümün iyi geçebilmesi için bu düşünceden bir an önce kurtulmam gerektiğinin farkındaydım. Ama nasıl?

 

Babam kapımı tıklatıp ‘’Azizeciğim hazırsan çıkalım ‘’ dedi. Saçıma küçük yeşil  bir toka iliştirip hızlıca çantamı aldım ve anneme allahaısmarladık diyerek çıktım evden. Yol boyunca babama neden evde ve işte bana karşı çok farklı davrandığını sormak istiyordum ama cesaret edemiyordum. Ne zaman bu konuyu açmaya çalışsam çeşitli bahanelerle susturuluyordum. Bu staj işi hallolduktan sonra mezundum artık. Bir an önce tecrübe kazanmak istiyordum. Ama bu babamın yanında olmayacaktı çok belliydi. Bu yüzden staja gitmediğim günlerde dışarı çıkıp bir kaç özel diş hekimi gezip başvuruda bulunmam lazımdı.

 

Yol boyu bunları düşünürken  Şeyma Hanımla karşılaştık.

Günaydın Fahri Bey.

Günaydın Şeyma Hanım.

 

Bugün hava çok güzel. Ben de işe yürüyerek geleyim diye düşündüm. Yol üzerinde sizin sevdiğiniz  elmalı çöreklerden gördüm ve bir kaç tane aldım dedi Şeyma Hanım.

 

Şeyma Hanımın yanlarında ben yokmuşum gibi davranmasını şaşkınlıkla izliyordum. Bu kadın resmen beni görmezden geliyordu ve babamda bu kadına uyarak onun gibi davranıyordu. Ayrıca babam elmalı çöreklerden nefret ederdi, annem evde yaptığı zaman bile hiddetlenerek bir daha yapmamasını söylerdi. Nereden uyduruyordu bunları ? Artık çizgimi bozmanın zamanı gelmişti.

 

Babamın koluna girerek sizede günaydın Şeyma Hanımcığım ama babam elmalı çörekleri sevmez, düşünmeniz ne kadar da hoş bir davranış artık siz ofise gidene kadar yersiniz. Biz baba kız sabahın bu vakitlerini yalnız geçirmekten hoşlanırız. Size afiyet olsun deyip babamı kolundan  çekiştirmeye başladım. Yaptığım şey babamın hoşuna gitmiş olacak ki  sabahın bu vaktinde suratında tebessüm görmüştüm. Ama ofise vardığımızda bu güç üstünlüğüm kısa sureli olmuştu. Biraz önceki söylediklerime bozulan Şeyma Hanım ardı ardına görevler vermeye başlamıştı bana. Sakinlikle dediği her şeyi yaptım. Çünkü bugün Azami hocam gelecekti ve emindim ki o zaman birşeyler değişecekti. Zil her çaldığında gözüm kapıda oluyordu ki hocamı gördüğümde şaşırmış bir ifade takınıp bu olayın planlanmış bir durum olduğu belli olmasındı. Neyse ki bugün zaman hızlı akıyordu. Saatte hemen iki olmuştu. Dört gözle hocamı bekliyordum. Geleceği vakit yaklaştıkça heyacanım artıyordu.

 

Dikkatimi başka şeylere vermeye çalıyordum ama olmuyordu saat üç olmuştu ama Azami Hoca gelmemişti. Randevu defterine bakıp Çarşamba günü iki gibi gelirim dediğini iyi hatırlıyordum. Acaba unutmuş muydu? Ama böyle şeylere önem verir, söz verdiği saatte söz verdiği yerde olurdu. Başına kötü bir şeyler mi gelmişti yoksa?

 

Ben yine düşüncelerde boğulurken babamın sesiyle kendime geldim. Azize Hanım  yardıma gelebilir misiniz? Diyordu.

 

Acaba yine hangi saçma şey için yardım edeceğim diye düşünürken muayene odasına girdim. İçerde hasta vardı ve babam beni yardıma çağırıyordu. Şaşırmıştım. Hemen istediği şeyleri özenle yaptım. Hazırladığım macunu babama uzattım. Babam: Azize Hanım hastamız hassas bir diş etine sahip. Yirmilik dişi onu epeyce zorlamış. Gerekli müdehaleyi yapıp dişi rahatlattım. Şimdi sıra sizde diş etlerinin hemen yumuşatılması gerekli. Lütfen gerekli müdehaleyi sizde yapar mısınız?

 

İnanamıyordum. Aylar sonra sonunda gerçek birşeyler için yardımcı olacaktım. Gözlerim parlayarak babama baktım ve dikkatli bir şekilde uygulamayı yaptım. İşim bittikten sonra hastaya bir kaç saat birşeyler yiyip içmemesi gerektiğini söylerken camekanlı bölmeden Azami hocamı gördüm.

 

Neden hep böyle olur ki ? Olmasını istediğimiz şey olması gereken zaman ve mekanda olmaz da olmaması gereken zaman ve mekan da olur. Şimdi hocam herşeyi abarttığımı zannedecek. Babamında hisleri ne kadar kuvvetliymiş.

 

Hastayı uğurlayıp babama hocamın geldiğini söyledim. Babam Azami Hocayla odasına geçti ve yarım saat kadar içerde kaldılar. Azami Hoca giderken geç kaldığı için özür diledi ve her şeyin yolunda olduğunu söyledi.

 

Bir kahve yapıp terasa çıktım. Hocamın gelmesiyle artık daha fazla hastayla haşır neşir olacağımı düşündüm. Çünkü babam eğitimcilere önem verir ve söylediklerinin boş olmadığını bilirdi. Hocamın gelmesiyle birlikte bana da bir özgüven gelmişti. Olması gerektiği gibi rahatça dolaşabileceğimi düşünüp  malzeme raflarına yöneldim ve malzemelerin hangi oranlarda hangi ürünlerle karışacağının yazdığı babamın defterini incelemeye başladım.

 

Babamın sesiyle irkildim. Babam yanıma gelip bağırarak Azize ne yapıyorsun? Dedi. İstemsizce düştü defter elimden. Ben sadece bakıyordum diyebildim. Hemen odama gel dedi babam ve peşinden sürükledi beni. Küçük mavi berjere oturttu. Kendisi de başımda dikilerek senden bunu beklemezdim, nasıl yetiştirmişim ben seni, neden bu kadını sevmiyorsun diye art arda cümleler kuruyordu. Bense ne olduğunu anlamıyordum.

 

Neden bahsediyorsun baba?

Tabi şimdi de bilmiyor numaraları yap. Aferin.

Neyi bilmediğimi bile bilmiyorum. Gerçekten neden bahsediyorsun?

Yaa evet ! Şeyma Hanımın elindeki pırlanta  bilekliği nasıl alıp çantana koyduğunu bilmiyorsun.

 

YAZAR: GÜNEŞ (TUĞBA)

 

UYARI: ŞİİRLERİM VE HER TÜRDEN YAZDIĞIM YAZILARIM TELİF HAKKINA SAHİPTİR. HEPSİ ÜZERİME KAYITLIDIR VE HER HAKKI SAKLIDIR. HERHANGİ BİR ÇALINTI DURUMUNDA İŞLEM BAŞLATILICAKTIR!

 

ŞAİRDEN NOT: BİR SONSUZLUK RÜYASI GÖZLERİN DÜŞLERİME YANSIYOR AYIŞIĞININ DENİZE YANSIMASI GİBİ…     YAZAR-ŞAİR: TAYFUR BOZKURT      

 

 

geçmiş yılların anısı

38.4204827.1908864