AZİZE’NİN GÜNLÜĞÜ 11

Spread the love
Reklamlar

AZİZE’NİN GÜNLÜĞÜ 11

Mahirlere  vardığımda kapının önünde hiç beklemediğim bir durumla karşılaşmıştım. Kapı da sayamayacağım kadar fazla ayakkabı çifti duruyordu. İstemsizce aklımda kötü düşünceler belirdi. Acaba Mahirlerin başına kötü birşeyler mi gelmişti. Bu saçma fikirlerden çabuk kurtuldum. Çünkü kapıya doğru yaklaştıkça içeriden çığlıklar, ağıtlar, feryatlar gelmiyordu. Sadece anlamsız ses kalabalığı ve arada bir gülme sesi geliyordu. Annem dün Sevim teyzeyle konuşup bugün için geleceğimi haber vermişti. Mahir de biliyordu. Mutlaka söylemişti annesine. Fakat bu kalabalık nedendi? Acaba Sevim teyze geleceğimi unutup misafir mi çağırmıştı. Bu yorucu günün ardından kimseyle uğraşacak halim yoktu. Bu yemeğe bile annemin zoruyla gönderilmiştim. Tabi ortada bir yemek söz konusu değil gibi duruyordu.

       

Kapıyı üç beş kez ardı ardına sıralı bir şekilde çalmıştım ama açan olmamıştı. Arkamı dönüp gitmek üzereyken açıldı kapı. Beş altı yaşlarında, tatlı, mavi gözlü bir erkek çocuğu karşıladı beni. Yanına yaklaşıp merhaba ben Azize. Senin adın ne? dedim. Herhalde beni yabancı bulduğu için hiç konuşmadı. Ayakkabılarımı çıkarıp içeri girdim. Adını bilmediğim ufaklığın da elinden tutup kapıyı kapattım. Elimdekileri mutfağa bırakmak için hol de ilerlemeye çalışırken tanımadığım bir kadın aaa sen herhalde Azize olmalısın. Kııız Sevim bak kim gelmiş diye salona doğru bağırırken elimden de yaptığım börekleri alarak hııııım mağrifetliymiş de dedi.

     

Sevim teyze Azize gel kızım seni akarabalarımızla tanıştırayım seni çok merak ediyorlardı ben de geleceğini öğrenince onlarıda davet ettim dedi. Böyle bir akşam yemeği hayal etmemiştim. Kalabalık ortamları da hiç sevmezdim. Çekirdek bir ailede büyüdüğüm için olsa gerek. İçimden bir an önce gidebilmek için nasıl bir konuşma yapsam da bu ortamdan kurtulabilsem diye kendi kendime konuşurken gözlerimde Mahir’i arıyordu. Sevim teyze elimden tutup bak bu Mahirin halası, bak bu Mahirin dayısı, bak bu Mahirin teyzesi ,bak şu derken evdeki herkesi teker teker öptürmüştü bana. Sevim teyzenin bu emrivaki tavırları beni çileden çıkartıyordu. Bu zamana kadar göz yummuştum ama bu olay sabrımı taşırmıştı. Kalbini kırmadan güzel bir dille sakin bir ortamda bunu mutlaka dile getirmeliydim. Değilse daha çok böyle ortamlarda bulunacağım gibi gözüküyordu.

     

Mahiri de görebilmiştim sonunda. Dedesinin yanına oturmuş hala küçük bir çoçukmuş gibi dedesinin tesbihiyle oynuyordu. Geldiğimi evdeki herkese duyurmuştu Sevim teyze ama Mahir kafasını bile kaldırıp bakmamıştı bana. Bu kadar kalabalık bir ortamda olduğu için utandığını anlamıştım ama keşke biraz da empati yapıp kendini benim yerime koyabilseydi. Yanımda durabilseydi. En azından bu yemekte akrabalarınında olacağını bana bildirseydi. Ama yapmamıştı işte. Eve girdiğimden beri kimseyle konuşmamıştım sadece bu gecenin çabuk bitebilmesi için tebesssüm etmekle yetinmiştim.   

     

Yemek iki ayrı bölümde kadınlar ve erkekler şeklinde yenmişti. Bu durum garibime gitmişti. Kalabalıktı ama Sevim teyzenin bu kalabalığa yetecek büyüklükte çok güzel bir terası vardı. İstenilse evdeki herkes terasta yiyebilirdi yemeğini. Sonuçta mutlu bir atmosferde birlik beraberlik için gelinmişti bu ortama ama erkekler ve kadınlar gruplara ayrılarak kendi içlerinde yaşamayı tercih etmişlerdi mutluluklarını.

     

Yemek faslı bittikten sonra kadınların bir kısmı mutfakta erkekler için çay hazırladılar. Küçük bir kız çocuğunu erkeklerin bulunduğu terasa göndererek on oniki yaşlarında bir çocuk çağırmasını istediler. Çocuğun eline çayları verdiler ve erkeklere çay servisini yapmasını istediler. Bir müddet kimseden ses çıkmadı. Bende nasıl davranmam gerektiğini bilmediğim için yerimden kıpırdamıyordum bile. Mutfaktaki kadınlar ellerinde koca koca bohçalarla içeri girdikleri sırada terastan da saz sesleri duyulmaya başlamıştı. Sevim teyzenin tanıştırdığı ama benimse adını çoktan unuttuğum Mahirin yengesiydi sanırım salonun ortasındaki sehpayı çekerek kolumdan tutup beni sehpanın yerine oturtmuştu. Ne olduğunu anlayamamıştım. Etrafıma bohçaları yerleştirip hadi bakalım hepsini tek tek aç da herkes görsün gelin adayımıza neler aldığımızı dedi. Beyaz örtü üzerine işlenmiş gül motifli bohçaları açarken aklıma annemin sürekli söyleyip yapmamı istediği kanaviçeler gelmişti. Hiçbir zaman bu tarz şeylerden hoşlanmamıştım. Elbette böyle şeyler çok değerliydi, çok büyük emekler veriliyordu sonuçta ama  artık dünya farklı bir yere gidiyordu ve bizimde böyle şeylerle zaman kaybetmememiz gerekiyordu.

 

Bohçalardan bir sürü el emeği  havlular, yazmalar, seccadeler, yatak örtüleri çıkmıştı. Her birini alıp göstermek için açtığımda yarım saat elimde tutumak zorunda kalıyordum. Çünkü kendi yaptıkları şeyleri övüp birbirlerine nasıl yaptıklarını anlatıyorlardı. Bohça gösterimi de bittikten sonra artık evlerimize dağılacağımızı düşünüp sevinmeye başlamıştım ki yine tanıştırıldığım ama kim olduğunu unuttuğum biri mezdeke açtı ve biz maharetlerimizi gösterdik hadi bakalım sıra sende deyip beni ortaya atıp alkış tutmaya başladılar. Yine hiç beceremediğim ve saçma bulduğum bir olayla karşı karşıya kalmıştım. Böyle oynamayı bilmediğimi söylemeye çalıştım ama beni duyan yoktu. En sonunda Sevim teyze yanıma gelip oynamaya başladı bende ona bakarak bir şeyler yapmaya çalıştım. Kendimi çok kötü hissediyordum. Sürekli yapmak istemediğim şeylere maruz bırakılıyordum. Artık evime gitmek istiyordum. Sevim teyzeyi yakalayıp artık geç oldu babam merak eder ben gideyim artık dedim. Sevim teyze gülerek yok kızım alien biliyor bu gece misafirimiz olacaksın yarın mahirciğim bırakır seni dedi ve ben yeni bir şok daha yaşadım.

YAZAR: TUĞBA (GÜNEŞ)

UYARI: ŞİİRLERİM VE HER TÜRDEN YAZDIĞIM YAZILARIM TELİF HAKKINA SAHİPTİR. HEPSİ ÜZERİME KAYITLIDIR VE HER HAKKI SAKLIDIR. HERHANGİ BİR ÇALINTI DURUMUNDA İŞLEM BAŞLATILICAKTIR!

 

NOT: BU AZİZE’NİN GÜNLÜĞÜ 11’DİR. AZİZE’NİN GÜNLÜĞÜ 1’DEN İTİBAREN OKURSANIZ BU ANILARLAR DOLU YAŞAM HİKAYESİNİ DAHA İYİ ANLARSINIZ.

 

 

ŞAİRDEN NOT: IŞIKLAR SAÇAN GELECEĞİN DİZELERİDİR BİR RESSAMIN FIRÇA VURUŞLARI GİBİ VEYA BİR ŞAİRİN PUNTOLARI SATIR SATIR İŞLEMESİ GİBİ ASLINDA HERZAMAN O ANIN O DUYGUNUN O ZAMANIN SANATIDIR ŞİİR BÜTÜN FORMÜLLER ZAMANA DAYANIYORSA O ZAMAN BÜTÜN EVRENİ GÜZELLEŞTİREN ŞİİRDİR ASLINDA
YAZAR-ŞAİR: TAYFUR BOZKURT

 

aşkın formülü kağıtta yazmaz…

 

 

 

 

 

 

38.42373427.142826