AZİZE’NİN GÜNLÜĞÜ: 9

Spread the love
Reklamlar

AZİZE’NİN GÜNLÜĞÜ: 9

Uzun zamandır Mahirle görüşemiyorduk. Önümüzde ki hafta sonu beraber vakit geçirmeyi kararlaştırmıştık. Sabah erken buluşup kahvaltıyı beraber yapacaktık. Mahir yeni aldığı seksen model yeşil arabasıyla beni evden aldı. Sarıyer’deki Türkmenbaşı parkına gittik. Ben annemin dün akşam hazırladıklarını çimlerin üzerine serdiğim örtüye koyarken Mahir de arabada birşeyler arıyordu. Yanına gidip sevgilim ne yapıyorsun burada dedim. Mahir ohh buldum buradaymış diyerek  Montrachet şarabını gösterdi ve devam etti. Arkadaşım Fransa’dan bir kaç ay önce getirmişti. Fırsatını bulup içememiştim. Babam da görmesin diye arabaya koymuştum. Bir an göremeyince babam bulup yok etti zannettim ama bak buradaymış, güzel saklamışım ben bile bulamadım dedi. Gülümseyerek ama bunun için daha çok erken. Çünkü daha kargalar bile kahvaltısını yapmamıştır herhalde dedim ve koluna girip  eşyalarımızın yanına doğru yöneldik.

Kahvaltımızı bitirdikten sonra beraber eşyaları toparlarken Mahir birden kolumu çekip çimlere oturttu beni ve gözlerime bakarak:

                   Bir şarap misali gözlerin

                        Aşkından içtikçe sarhoş oluyorum

                        Issız dalgalar gibi içime işliyor sözlerin

                        Seni göremeyince boşlukta kayboluyorum

                        *** *** *** *** ***

                        Doldur kadehi ellerinden içeyim

                        Şarkılar gibi seni dinleyerek kendimden geçeyim

                        Hadi tut ellerimi martıların kanadına binelim

                        Masmavi gökyüzüne otağı kuralım

                        *** *** *** *** ***

                        Sonra rüzgarın kanatlarında dolaşalım bütün alemi

                        Aşkından içtiğim en güzel şarap seçimi

                        Senin sözlerin en güzel şarkı nakaratı

                        Bu cümlelerle seni yazıyım masmavi gökyüzüne

                       *** *** *** *** ***

                        Her bir satırda ayrı bir mevsim olur

                        Kar yağar, tipi olur, yağmur olur

                        En güzeli YÜCE ALLAH A DUALAR olur

                        Sonra güneş olur ve seni bana sonsuzlaştırır

Çok güzel bir şiir okudu. Bu adama neden bir kez daha aşık olduğumu fark ettim o an. Zaman zaman sevgisini ifade edemese de bu okumuş olduğu şiirlerin baş köşesinde kendimi görünce mutlu olmaktan kendimi alıkoyamıyordum. Çünkü kelimeleri o kadar güzel süsleyebiliyordu ki tartışma sonraları neler yüzünden birbirimize kızdığımızı bile hatırlayamıyordum. Şiiri için teşekkür edip küçük bir öpücük kondurdum yanağına.

Eşyalarımızı arabaya yerleştirip yürüyüşe çıktık. Mahir elini omzuma koyarak beni kendine daha yakın bir konuma getirdi, ben de elimi beline yerleştirdim ve masmavi gökyüzünün altında hayallerimizden bahsederek yürümeye başladık Mahirle. Hayallerimizde ki on yirmi yıl sonrasını konuşurken konu tekrar günümüze geldi. Mahir babamın yanında staj yapmaktan memnun musun dedim. ”Evet sevgilim. Çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Kendimizi geliştirebileceğimiz çok rahat bir ortamda babanın tecrübelerini bize aktarması ilerleyen zamanlarda çok iyi bir diş hekimi olacağımızı gösteriyor bana” dedi. Rahat mı dedim istemsizce. Nasıl yani sen sıkıcı dosyaları tekrar tekrar incelemeyi ve Şeyma Hanımın direktifleri doğrulsun da ilerlemeyi rahat mı buluyorsun? Üstelik kaç hafta oldu ama hala doğru düzgün bir şeyler bile yapamadık.

Sen neler yapıyorsun ki. Ben Şeyma Hanımla  sadece stajın ilk günü çalıştım, sonrasında hep babanın yanında hastalarla ilgilendim zamanın nasıl geçtiğini anlamayarak dedi Mahir.

Bir an idrak edemedim.  Kızı olduğum halde neredeyse odanın içinde bile dolaşırken izin almam gerektiği söylenirken, hastalarla konuşma adabı diye saçama şeyler dayatılırken dahası elime bir kere bile kavitron,  aerato almamışken Mahir bunlarla zaman geçirdiğini söylüyor. İyice istenmediğimi anlamaya başlamıştım artık. Kendi babamın bana karşı nasıl davrandığını Mahire anlattım. Mahir de çok normalmiş gibi baban ailesiyle işini karıştırmak istemiyor demek ki demekle yetindi. Sanki kendisi de aileden biri olmayacaktı. Bir süre sessizce yürüdükten sonra Mahir artık şu meretin tadına bakmanın vakti geldi hadi geri dönelim dedi. Ben kafamda ki sorularla boğuşarak döndük yerimize. Mahir hemen iki kadeh ve montrachet sunu getirdi. İlk kadehi  bitirdiğim de kafamda ki sorularda bitmişti neredeyse. Şişenin dibine geldiğimizde artık sağlıklı düşünemediğimi fark ettim ve zamanın tadını çıkarmaya bıraktım kendimi.

 

 

YAZAR: GÜNEŞ        YAZAR-ŞAİR: TAYFUR BOZKURT

UYARI: ŞİİRLERİM VE HER TÜRDEN YAZDIĞIM YAZILARIM TELİF HAKKINA SAHİPTİR. HEPSİ ÜZERİME KAYITLIDIR VE HER HAKKI SAKLIDIR. HERHANGİ BİR ÇALINTI DURUMUNDA İŞLEM BAŞLATILICAKTIR!

 

 

 

 

 

 




38.42373427.142826