AZİZENİN GÜNLÜĞÜ 4

Spread the love
Reklamlar

AZİZENİN GÜNLÜĞÜ 4

Okulda ki ikinci ve üçüncü yılımız bir yandan dersleri vermeye çalışarak bir yandan da nişan, düğün hazırlıkları yapmakla geçmişti. Ailem Mahir’in ailesiyle tanıştıktan sonra benden daha çok istemeye başlamıştı bu evlilik işini. Öyle ki annem her gün Mahir’in annesi Sevim teyzeyi arayarak düğünle ilgili bir şeyler sorup saatlerce  telefonu meşgul ediyordu. İki üç ay da bir ya biz Samsun’a gidiyorduk ya da Mahir’in ailesi bize geliyor ve haftalarca kalıyorlardı. Buna rağmen görüşmediğimiz sürelerde annem uzun zaman oldu Sevim Hanımları davet etmeliyiz deyip duruyordu. Yani kısacası annem kendine bir dünürden çok yakın bir arkadaş bulmuştu. Tam da istediği gibi.

Bende bu durumdan yararlanıyordum tabi. Okul dışında da Mahirle vakit geçirmiş oluyordum sonuçta. Mahir’i yakından tanıdıkça daha da çok seviyordum fakat bazı zamanlarda hiç davranmadığı yönlerini de görerek şaşırıyordum.

Mahir’in ailesinin yine bize geldiği günlerden birinde babam, Mahir’in babası Raşit amcaya; Raşit Bey sizde buradayken ailecek  adaya gidip bir güzel piknik yapalım hafta sonu dedi.
Raşit Amca İstanbul’u gördüğünden beri her konuşmasında neden daha önce gelmedim ki bu güzel şehre diyerek hayıflandığı ve bilmediği bir çok İstanbul mekanını keşfetmek istediği için mutlu bir şekilde  onaylamıştı babamın fikrini. Annem ve Sevim teyze hemen hazırlıklara başlamıştı.

Annem dolma, yaprak sarma, patates salatası, sosisli çörek, limonata, poğaça, sigara böreği yaptığı halde Sevimciğim sizin oraların meşhur olan yiyeceklerinden de yapmayı ihmal etmeyelim diyordu ve beni bu işlere hiç bulaştırmadan dünürüyle birlikte kısa sürede her şeyi hazırlıyordu.

Hafta sonu evden sabahın erken saatlerinde çıkmıştık. Vapurla adaya geçtikten sonra Dilburnu piknik alanına varıp denize bakan güzel bir alan seçip, kurulmaya başladık. Babam Raşit amcayla küçük bir gezi turuna çıktı, annem ve Sevim teyze hazırladıkları yiyecekleri masaya yerleştirirken Mahir’e  hadi sevgilim denize girelim dedim.

Mahir beni duymamış gibi elindeki çubukla toprağı eşeliyordu. Eğilip toprağa kalp çizdim ve tekrar hadi denize girelim dedim ama Mahir yine hiçbir şey söylemedi sadece yüzüme hiçbir şey ifade etmeyen bir bakış attı. Niye böyle davrandığını anlamadım. Yanına oturdum kısa bir süre konuşmadan yan yana oturduk. Bu arada deniz o kadar güzel görünüyordu ki o kadar cezbediciydi ki bu sıcakta girmemek imkansızdı. Daha fazla dayanamadım ve ayağa kalktım. Bu sefer biraz sert bir ses tonuyla Mahir’i tekrar denize davet ettim ama yine sessiz kaldı. Ben gidiyorum o zaman deyip ince kumların olduğu bölüme doğru yöneldim. İnce askılı sarı elbisemi çıkarıp parıltılı sulara atladım. Deniz biraz kalabalıktı. Çocuklar kıyıda kumdan kaleler yapıyor. Gençler biraz ileride deniz topu oynuyorlardı. Birkaç kez daldıktan sonra kıyıya oturdum ve bir müddet orada vakit geçirdim belki Mahir gelir diye. Mahirin neden böyle davrandığını anlamıyordum. Acaba onu kızdıracak bir şeyler mi yapmıştım fark etmeden. İçim rahat etmedi. Kıyı da olduğum için kumlar üzerime yapışmıştı. Üzerimdeki kumlardan kurtulayım da Mahirle bir konuşayım dedim kendi kendime. Derine doğru bir atlayış yaptım. Yirmi yirmi beş saniye suyun altında kaldım. Suyun üzerine çıkmaya çalışıyordum ama ayağımı kıpırdatamıyordum. Artık daha fazla nefesimi tutamayacak duruma gelmiştim. Birkaç çırpınışla su yüzeyine çıktım. Derin derin nefes aldım verdim. Bir an önce kıyıya varmak istiyordum. Uzun süre ayağımın üzerine oturduğum için ayağım uyuşmuş, kramp girmişti. İlerleyemiyordum. Dibe batmamak için sadece kollarımı kullanıyordum. Suyun altında da çaba sarf ettiğim için gücüm kalmamıştı. Son kalan gücümle kollarımı hızlı hızlı hareket ettirirken bir yanda da çığlıklar atıyordum. Yakınımda ki birkaç genç bu yıl yapılacak yüzme yarışları için antrenman yapıyorlardı. Şanslıydım ki içlerinden biri sesimi duymuş ve yardıma gelmişti. Kıyıya çıktığımızda ailem ve tanımadığım birkaç insan başıma toplanmıştı. İyi olduğumu görünce kalabalık dağılmış yanımda sadece Mahir kalmıştı. Mahir telaş içindeydi. Durmadan konuşuyor, sorular soruyordu. Olayın şokunu atlattıktan sonra konuşabildim bende. Mahir ağlamaya başladı. Seni kaybedeceğimi zannettim. Çok şükür ki korktuğum şey olmadı. Ben yüzme bilmiyorum sen çağırdığında da utanıp söyleyemedim dedi.

Ben kahkahalara boğuldum. Mahir biraz alındı. Ama bu heybetli silahlardan korkmayan adamın sudan korkması garibime gitmişti. Benim gülmeme Mahir de dayanamadı. Beraber birkaç dakika boyunca kahkaha attık ve Mahir’e yüzmeyi öğreteceğime dair söz verdim.

YAZAR: GÜNEŞ

UYARI: ŞİİRLERİM TELİF HAKKINA SAHİPTİR. HEPSİ ÜZERİME KAYITLIDIR. HERHANGİ BİR ÇALINTI DURUMUNDA İŞLEM BAŞLATILICAKTIR!

38.42373427.142826