ÖN YARGI İYİ BİRŞEY DEĞİLDİR

Spread the love
Reklamlar

ÖN YARGI İYİ BİRŞEY DEĞİLDİR

BU HİKAYEME BAŞLARKEN SAYGI VE SEVGİLERİMİ SUNMAK İSTİYORUM. YAZAR-ŞAİR: TAYFUR BOZKURT

Serüven yolcuğu şöyle başlıyor:

Birgün kuş uçmaz, kervan geçmez bir kasabaya bir yolcu yerleşmek için geliyor. Orada bir ev satın alıyor ve yerleşiyor. Ama civardaki komşularla hiç tanışmıyor. Ahali haliyle bu kimdir, nereden gelmiştir, ne yapar, oraya niye yerleşmişdir bilmemektedir. Adamın ahaliyle muhabbeti sadece selamünaleyküm ve aleykümüsselam bundan ibarettir. Neyse tabi o tarz küçük yerlerde ahalinin dili durur mu? dedikodular almış başını gider. Tabi o tarz kasabaların meydan kahveleri olur. O meydan kahvelerinde dilden dile dolaşır dedikodular söylenenler aynen şöyledir: İşte bu kişi inmidir nedir, ne soğuk şahıs, bu kişi ne yapar neden uzak durur vs… Tabi adam yapılan dedikoduların hepsini bilmektedir. Sadece (suratında bir gülümseme ibaresi belirir) kısacası bu söylenenlere güler geçer. Aynı zamanda da bu kişi keşife çıkar kasabanın her bir tarafına ayak basar gitmediği yeri kalmaz. Ahaliyi uzaktan izler. Tarlada çalışanı, Atölyesinde çekiç vuranı, Kahvede oturanını, Su doldurmaya giden kadınları kısacası o kasabada yaşayan herkesi gözlemler ve defterine not eder. Tabi ahalinin bunlardan haberi olmaz. Neyse gel zaman git zaman derken birgün o kişiyi hiç görmemeye başlarlar. Ahali derki bir ruhtu sanki mazi oldu gitti der anlamadık der neyse haftalar haftaları kovar. Tam bir ay olur hayla ses soluk yok. Evide yerinde adamın, Ya merek ettik derler bu adam yemiyor mu içmiyor mu gözükmüyorda derler noluyor, ne ediyor, yaşıyor mu derken aralarından biri gelin evine gidip bakalım diyor. Onu demesi üzerine bütün ahali hem fikire varıyorlar ve hadi gelin hep birlikte bakalım diyorlar. Hep birlikte toplanıp o kişinin yaşadığı muhite doğru yola çıkıyorlar. Evin civarına varıyorlar, ve yavaşça mekana doğru yaklaşıyorlar, camlarda perde var lakin bir yerde perde hafif aralanmış şekilde durmaktadır. Oraya doğru yanaşıp hafifçe içeri doğru bakıyorlar. Hepsi baktıktan sonra şaşkınlıkla aynı anda bir geri çekiliyorlar. Gözlerini ovuşturup tekrardan bakıyorlar birde ne görsünler. Gördükleri karşısında şaşkınlığa, hayrete düşüyorlar. Evin bir odasında resim sergisi tarlada, atölyede çalışan, kahvede oturan, su dolduran kadınlar kısacası bütün ahali resmedilmiştir. Diğer bir odasında şiir sergisi şiirlerde de o kasabanın yaşam biçimi şiirsel bir dille anlatılmıştır. Bir başka odasında enstrümanlar ve müzik çalıyor orak biçtim yar derdine tarzında yine onlara hitap eden nağmeler, bir odasında da müzik ustası, ressam ve şair bir arada oturmaktadırlar. Birde önlerinde meyvesinden sebzesine her türlü yiyecek durmaktadır. Ahali bu gördüklerinin şaşkınlığını atlatamamışken birden bire kapı açılır. O kente yerleşen adam yani ressam kapıyı açmıştır. Köylü bir utanır-çekininr geri çekilirler. Şaşkın duran köylüye yine gülümseyerek bakar ressam ve kibar bir dille şöyle seslenir: İçeri buyurmaz mısınız? Ahali yok efendim rahatsız etmeyelim. Ressam bunun üzerine olur mu efendim istirham ve rica ediyorum lütfen buyrun içeriş der. Ahali birbirine şaşkınlıkla bakındıktan sonra içeri girerler. Neyse içerde ressam bunlara izzeti bol ikramlarda bulunur yerler içerler. Derken günün sonunda ahali şaşkınlığını gizleyemeyip sorar efendi biz senin hakkında çok dedikodu yaptık bugüne kadar hiç beklemiyorduk açıkçası böyle bir manzaraya karşılaşmayı hiç ummuyorduk çok şaşkınız derler. Ressam derki aslında biz sizin içinizdeydik sizin yaşamınızı dünyaya sanatsal olarak duyurmak için buraya geldik. Buradan şunu anlamalıyız der: bir toplumun, kültürün, kuruluşun, kişinin vs… kısacası birşeyin içine girmeden ne olduğunu bilemeyiz, Dışarıdan görünüşüne göre kimseyi yargılamamalıyız der. Ön yargılarımızdan kurtulmamız gerekir der. Hikayede burada sona erer.

YAZAR-ŞAİR: TAYFUR BOZKURT

UYARI: ŞİİRLERİM VE BÜTÜN SUNDUĞUM HİKAYELER VE DİĞER TÜRLÜ YAZILAR TELİF HAKKINA SAHİPTİR. HEPSİ ÜZERİME KAYITLIDIR. HERHANGİ BİR ÇALINTI DURUMUNDA İŞLEM BAŞLATILICAKTIR!